Mustafa’nın ormanıimage

eğimli bir tarla . geleneksel tarım yapılagelmekte , her ürün hasadından sonra tarla sürülüyor , yağmurlar seller üst toprağı alıp süpürüp götürüyor , verim düşüyor , daha fazla hayvan gübresi kullanmak gerekiyor , otlar çapalanıyor çor çocuk hep birlikte , soğandır ıspanaktır bişeyler ekilip biçiliyor , olduydu olmadıydı derken devam edip gidiyor .

mustafa burada monokültür , tek çeşit ürün tarımı yapmaktaydı . her üründen sonra tarlayı yeniden sürmesi , yağmurların sellerin yüzey toprakla birlikte alıp götürdüğü besinleri toprağa kazandırmak için hep yeniden gübre vermesi gerekmekteydi . tek çeşit ürününü pazara götürüp , artık şansına , o yıl o ürün para etmişse biraz kazanıyor , yoksa , umutlarını yeni yıllara taşıyor . tek çeşit ürün olduğu için , fotoğrafta görüldüğü gibi , ıspanağın bir kısmı çok erken tohuma kaçıyor , bir kısmını yağmurlar seller götürüyor , elde kalana Allah bereket versin deyip devam ediyor . ailece günlerce tarlanın otunu temizlemeleri , çapalamaları gerekiyor . bunların hepsi masraf , enerji , çok çalışmak , yorgunluk , zorluk .

mustafa şimdi burada bir orman yaratacak . tarlayı sürdü . ineklerinin gübresini serdi ve traktörle boydan boya yükseltilmiş yatakları kabaca hazırladı . sonra kürekle yatakların sağını solunu toparladı . bu biraz yorucu ama yalnızca bir kere yapılıyor . artık yağmurlar seller toprağın besinini alıp götüremiyecek , her sene yeniden yeniden gübre vermesi gerekmiyecek , yağmur suları hep tarlada kalacağı için toprak suya iyice doyacak . ve , monokültür değil de , ‘orman’ olduğu için , yıl boyu çok az emekle çok çeşitli ürünleri , sebzeleri olacak , pazara götürecek hep bişeyleri olacak .