kusursuzluğunda doğa’nın / öldürmenin kusursuzluğu .

öldürmenin / öldürme duygusunun , arzusunun yanında , öldürme gerekliliğinin kusursuzluğu .

afrika’da bir kabilede , yani doğa’ya en yakın olan bir toplumda , birisi hasta olduğu zaman , ona sıcak çayını çorbasını veriyorlar , sıcacık yatağında bakımını yapıp iyileştirmeye çalışıyorlar ve ona üç günlük bir süre tanıyorlar . üç gün içinde iyileşmezse , mutlu değilse , yüzü gülmüyorsa , öldürüyorlar . sağlıklı ve neşeli bir toplumun sürdürülmesi için zayıflar hastalar , mutsuzlar temizleniyor .

belgesellerde görürüz , bir hayvan sürüsüne aslanlar saldırırlar  , sürüyü kovalarlar , arkalarda en yavaş koşan , en zayıf olanlar avlanır .

hani kimisi de bunu , içkinin faydaları ile örneklerler : alkol , beyin hücrelerinin en zayıflarını öldürerek daha sağlıklı bir beynimizin olmasını sağlar . elbette , içmeyi bilmek gerekir . yoksa , sağlıklı hücreleri de öldürme olasılığı var . rahatsız eden , huzursuzluk mutsuzluk veren , kötü anlara bağlantı kuran , kötü anılara kurtulmasız kancalar atan hücrelerin öldürülmesinde , tam hedef nişan almayı , doğa’yı gözlemliyerek ve anlayarak öğrenebiliriz .

‘zayıf’ı öldürmek . ‘zayıf’ ve ‘güçlü’ . doğa’da güçlü olan ayakta kalıyor , hayatta kalıyor .

mal varlığı , para varlığı , fiziksel güç , yetenekler , kişiliğin , karekterin , içinde bulunduğun kusursuz orman ekosisteminde birlikte yaşadığın canlıların sana göre göreceli güçlülük derecesi , senin zayıf ya da güçlü olmanı belirliyor . bir anne köpeğin bile zayıf yavrusunu öldürüş doğallığında , ki , bir anneden daha candan daha yakın kim olabilir ki , sizin en yakınınızdaki herkes , her zaman sizin zayıf anınızı kollar , affetmez , öldürür . sen daha güçlüysen , zayıf olmanı bekler , zayıflatır , öldürür . doğal sistem böyledir . birlikte yaşamaya devam et , sürdür yaşamı , dikkatli ol , hazır ol , uyanık ol , birşey seni öldürmeye kalkıştığında , şaşırma .

şaşırma , hepsi o kadar ..

yaşamın sürdürülebilirliği , hep bişeyler için , bi kaynaklar için rekabet ve kavga üzerine . içgüdü böyle . birbirimize saldırıp  öldürüp kaynaklara sahip çıkıp tadına varmak en kolay ve ilkel yöntem . kaynakların sürdürülebilirliğini ve kendi kendilerine çoğalmalarını , kendi kendilerini yenilemelerini güç ve çıkar birlikteliğiyle ve doğal tasarımlarla sağlıyabilirsek , yaşam kavgasında hayatta kalmamızı garantilemiş , kolaylaştırmış oluruz .

köpekler , en zayıf , bunlar adam olmaz , dedikleri bebeklerini hemen  boğazını sıkarak öldürüyorlar . kurbanların seçilme kaderini ve kararını doğa , anneye veriyor .

tavuklar, hindiler , gün boyu , doğa’nın aşk ve kavga canlılığını yaşıyorlar .

tavukları , hindilerden ördeklerden kazlardan ayır , dediler , ayırmadım . doğa’da , küçük büyük , zayıf güçlü , hepbirlikte yaşamı paylaşarak yaşayacaklar . her canlı , aşk nefret kin duygularıyla iç içe yaşamalı , her duygu , vücudun her hücresine ayrı bir canlılık veriyor , hücrelerin kaslarını geliştirip daha sağlıklı , dayanıklı yapıyor . bir erkek hindi , geceleri civcivleri kanatlarının altına alıp , birlikte karşılıklı sevgi alışverişiyle uyuyabiliyorlar . annelik babalık şefkati ve sevecenliği içindeki aynı hindi , sabah bir hindiyle yem kapışmalarında öldüresiye bir kavgaya tutuşabiliyor . ancak kavga çok aşırı olursa müdahele ediyorum .

bir tavuk ya da bir hindi , zayıf gördükleri , güçsüz güçsüz , keyifsiz keyifsiz mutsuz ortalıkta dolaşan bir tavuk ya da bir hindiyi hemen kafasından gagalamaya başlıyor . bu zayıf kurbanın gerçekten kaçıp kurtulacak kadar gücü yoksa , doğa , onun ölüm fermanını anında veriyor . afrika’daki kabile , zayıflara üç gün veriyor , insan ömrünün üç gün süresinin bir tavuk hindi yaşamında doğru orantısı neyse , tavuklar hindiler de zayıf kurbana o kadarlık , birkaç dakikalık bir süre veriyorlar . bir iki gagalıyor , yokluyor , uyarıyor , sonra da gereğini yapıyorlar . tavukların hindilerin yem kavgası , petrol savaşlarına kadar uzanır .

en zayıfı öldürme kararını , bir canlı , başka tür bir canlı için de verebiliyor . bir köpek en zayıf bebeklerini  öldürmediği zaman , bu görevi çoban üstleniyor örneğin ve “bi taarayla ( tahra ) kafalarını uçuruveriyo” . bi köpek beş on , belki de daha fazla doğurabiliyor . bir çoban , ya da bir köylüyü düşün , on tane yavru .. hadi anne köpek , zayıf olan bikaç taneyi boğazlayıp attı , gerisi ne olacak , kim bakacak , çoban çaresine bakıyor ..

çaresine kim bakacak , dedim , gittim bir hayvan – köpek bakım barınağına . dedim , siz bakın . nasıl bakalım bu kadar kedi köpeğe , dediler . bakamazlar .  insanlara ekmek yetiştiremezken .. ama gelen köpekleri ameliyat edip , erkek , dişi , her neyse , üremeyi önlüyorlar . dedim , o zaman köyleri dolaşın köylünün köpeklerini de ameliyat edin . kenarda kocaman bir araba duruyor , gösterdi , tam donanımlı , gezici bir ameliyat kamyonu , köyleri dolaşıp köpekleri kısırlaştırmak , ameliyat etmek için yapılmış . birileri , hayvan haklarını koruyucu birileri olmalı , karşı çıkmışlar ve uygulamayı durdurmuşlar . bir hayvanın doğurganlığının sonlandırılmasına bir insanının karar vermesini doğru bulmamış olmalılar . şimdilik , sağlıklı ve huzurlu ve dengeli köpek nüfusunu anne köpekler belirliyorlar . ya da köpek sahibi insanlar , kafalarını tahrayla keserek ya da bir çuvala doldurup , ağzını iyice bağlayıp ormana bırakarak .

aşkın ve bir anlık sevişmenin bedellerini bazen birileri ölümle öder . yalnızca acı çekerek ödeme durumunda olanlar , ölümcül olmayan bedelin ayrıcalığının farkında ve bilincinde olup kendilerini iyi hissedebilirler ..