.. natural sustainability , the sustainability of nature , is founded on three main pillar : economic growth , social and cultural development , and , sustainability of environment .

the nature is on balance on these three pillars . for this natural balance  , the three pillars have the same height , the same power , whatever the units of height or power .

…>

insan müdahelesinin olmadığı bir ekosistemin doğal sürdürülebilirliği , uzun zamanda , bu üç ayağın aynı oranda bir bütünlük içinde büyümesi veya gelişmesi ile mümkün . uzun zaman , dediğim , doğal büyümenin zirveye ulaşıp , bir ‘bozgun’ ile , küllerinden yeniden doğmak üzere dönüşüme uğraması . sistemin yapısına göre , diyelim ki , bin yıl . sistemin yapısına göre , buna ‘sonsuz’ da diyebiliriz . kusursuz doğal ekosistemin sonsuza kadar sürdürülebilirliği , bu üç temel ayağın bütünlüğünün ve dengesinin sağlanması ile mümkün .

insanın da içinde olduğu bir ekosistemin de sonsuza kadar sürdürülebilmesi için yine bu üç temel ayağın bütünlük içinde olmasını sağlamak gerek .

kısa süreler için ayaklardan birisi aksayabilir , o zaman , doğa’nın taşıma kapasitesi ve diğer ayakların güçleri ölçüsünde , tek ayakla seke seke  gider gibi iki ayak üstünde seke seke bir süre idare edebilir . yok , aksayan o ayak hep geride kalıyorsa , yetişemiyorsa , sürdürülebilirlik çöker . her sürdürülebilirlik , bir üst sürdürülebilir sistemin alt sistemidir . çöken her alt sürdürülebilirlik , üst sürdürülebilirlik sistemini zayıflatır , alt sürdürülebilirliklerin çöküşleri çoğalırsa , büyük sistem , yani yaşam , yani dünya , yani doğa çöker ..

doğa’da her canlı , her ilişki , her kurum , her şirket , aklınıza gelen herşey , üç ayaklı bir sürdürülebilir alt sistemin parçası .

doğa’da hiçbişey beleş değil , karşılıksız değil . tüm ilişkiler , “karşılıklı faydalılık” üzerine kurulu . yalnızca canım cicim aşkım ile sürdürülebilen hiç bir ilişki yok . üç ayaktan birisi , her ilişkinin bir ‘ekonomisi’ var .

her ilişkinin al gülüm ver gülüm ekonomisi , zaman ve mekan içinde değişken ve uyumludur . olmadık bi zamanda ve mekanda ver gülüm , dersen , olmaz .

bir çiçek , uygun bir dönemde kokularıyla , nektarıyla arıları böcekleri cezbeder , çağırır , bal verir , ki , karşılığında , tozlaşma hizmeti alsın . bir çiçek , bir bitki , her yanıyla , çiçeğiyle , yaprağıyla , kökleriyle bir al gülüm ver gülüm alışverişi içindedir . belli zaman ve durumlarda değişik özellikte kök salgılarıyla değişik mikropları , mikroorganizmaları , kökmantarlarını cezbeder , çağırır , besin alışverişi yapar . toprağın altında da bir sürü karmaşık kültür ve toplulukların komşuluk ilişkileri var , kavgası gürültüsü rekabeti , alışveriş pazarları var . yalnızlık , yalnızca Allah’a mahsus . toprağın altında da , bu alışveriş pazarının , ekonomisinin büyümesiyle sosyal ve kültürel ilişkiler gelişiyor , ırk din milliyet dil renk ayrımcılığı yapmadan uyum içinde bir yaşam sürdürülüyor . sürerek , altüst ederek , çapalayarak , ilaç gübre vererek insanoğlu toprağa müdahele etmediği sürece , bu toplulukların içinde yaşadıkları sağlıklı çevrenin sürdürülebilirliği de sağlanıyor .

bir çiçeğe konmuş bir arı – çiçek ilişkisinin sürdürülebilirliği , üç ayak ; al gülüm ver gülüm ekonomisi , sosyal ve kültürel birliktelik ve çevrenin sürdürülebilirliği üzerinde kurulu .

hiçbir ilişki yalnızca tek başına canım cicim balım ilişkisi olamaz . duyguların , duygusallığın , romantizmin ağır bastığı durum ve zamanlarda öyle  olsun isteriz , arzularız , öyle olabilirliğine inanmak isteriz , inanırız , ama olmaz . yalnızca tek yönde bir al gülüm ilişkisi olamaz . tek ayak üzerinde yürüyen hiçbir yaşam yok . tek yönlü , ver gülüm ilişki beklentisi sonucunda hayal kırıklığına uğrar , şaşırırız . doğa’yı doğru okuduğun zaman , bir ilişki sonucunda düş kırıklığı ve acı yaşayabilirsin ama şaşırmazsın .

her ilişkinin , kurumun , şirketin , evliliğin , toprağın sürdürülebilmesi için , üç ayak üstünde kendi kendini yenileyebilmesi , beslendiği kendi enerjilerini , besinlerini kendi kendine büyütebilmesi gerekir .

toprak , kendi gübresini kendisi yenileyip üretebilir , çoğalabilir , büyüyebilir , ve bu ancak , ekosistemin , üç ayak üstünde , birlikte evrimleşmesiyle mümkün .

bir şirketin sürdürülebilir kalkınması , ekonomik büyümesine , çalışanlarının sosyal ve kültürel gelişimlerine , refah ve yaşam kalitelerinin artmasına , ve , doğal yaşam kaynaklarının , yani , çevrenin sürdürülebilirliğine bağlı .

ekonomik kalkınma , çalışanların sosyal beklentilerinin karşılanmasıyla birlikte , sürdürülebilir ve kendini yenileyebilen enerji kaynaklarını beş milyon yıl sonraki nesillere aynı şekilde taşıyabilmekle olur . aynı şekilde ekonomik durgunluk ya da küçülme , sosyal gelişmenin uyumlu ve sağlıklı sağlanması , yine , kaynakların çevre değerlerinden ödün vermeden sağlanması ile birlikte olur .

herhangi bir ilişkide karşılıklı yararlılığın ve beklentilerin aynı ölçüde olması beklenemez . beklentiler ve istekler ve arzular , değişen zaman ve mekan içinde değişkendir . al gülüm ver gülüm alışverişinde , değerlerin değiş tokuşunda , doğal terazilerin üstünde adil teraziler yok .  bir ilişki başlangıcında , tarafların , paydaşların , sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyip kabul etmeleri gerekir . yaşamın sürdürülebilirliği , orman’ın ardışıklık içinde büyümesi gibi , orman’da , toprağın üstünde ve altında yeni canlı toplulukların ardarda oluşması , ekonomik büyüme , bu canlıların oluşturdukları sosyal ve kültürel gelişme , ve , yangın gibi genel bir ‘bozulma’ya kadar orman’ın , yani çevre’nin korunup büyümesi .

insan dışı canlılarda al gülüm ver gülüm ekonomisi daha kolay ; mevsimlere göre , değişen zaman ve gereksinim ve isteklere göre , sen bana şu kadar azot ver ben sana şu kadar protein vereyim .. tamam .. bir cinsin aşırı büyümesi durumunda doğal teraziler hemen devreye giriyor ve doğal dengeler oluşuyor .

insan ilişkilerinde sürdürülebilirlik daha zor . bencillik ağır basıyor . ve , artniyet var , kandırmaca var . al gülüm ver gülüm ekonomisi çok karışık : söz var , senet var , çek var , faiz var , kredi var , enflasyon devalüasyon var , bir sürü para birimleri var .. ve , bunların hepsi çok kırılgan , oynak , güvenilmez , hepsinin içinde artniyetler gizlenebilir .

bir ilişkide , “seni çok seviyorum”a bakalım . aslında parasını mı yoksa gerçekten kendisini mi sevdiğini bilmek zor . artniyetin ne zaman nerede olacağını kestirmek zor . eğer artniyet varsa , ilişki çabuk bozuluyor , sürdürülemiyor .

insan’ın içinde olduğu ekosistemler kırılgan , dirençsiz . onun için , insan eli değmediği sürece doğal ekosistemler sürdürülebilirliğini kendi kendine sağlıyor . insan eli ve aklı değer değmez de bozuluveriyor .

sürdürülebilirlik ilkeleri uygulanırsa , insanın içindeki şeytan bilmeli ki , herkes kazançlı çıkacak .

her insan bilmeli ki , her çiftçi , çiftçinin ürettiklerini yiyen herkes , her turizmci , her turist bilmeli ki , sürdürülebilirlik felsefesiyle yaşandığında hem kısa zamanda hem uzun zamanda herkes kazançlı olacak . toprak , toprağın altında üstünde her canlı , toprağın beslediği insanlar , tüm ekosistem kazançlı çıkacak …

***