… soil …

< sustaining life , without tilling the soil :: sustainable agriculture >

permaculture :: sustainable agriculture .

natural farming :: sustainable agriculture .

the “forest” that you create by giving place to all kind of plants and animals with the perfect balance and modesty of the nature :: sustainable agriculture .

forest , is already sustainable living on its own , the soul of life !

industrial or conventional agriculture , as its name suggests , focuses on industry of agriculture and gives priority to profit . with the assumption and prejudice and excuse of being able to feed the excessive population of the world only by producing the most in all costs , by utilising chemical fertilisers and pesticides and herbicides , industrial agriculture is deteriorating the structure of the soil rapidly . with the rush of saving just today and with the simplistic approach , industrial agriculture can not sustain the life . for the industrial agriculture does not care for the health of people , the  quality of the life , the conservation of the natural resources and natural ecosystem , and because its priority is only economic growth , industrial agriculture is not sustainable .

organic agriculture ,

…>

organik tarım , ne olduğu henüz tam açık olarak tanımlanmamış karmaşıklığı ile , herkesin kendine göre açıklamaya çalıştığı , kiminin evet kiminin hayır dediği şekliyle , en azından devletin açıkladığı organik sertifika yönetmeliklerine göre , bir kaç küçük örnek vermek gerekirse , monokültür tarım yaptığı için ve bunun sonucu kaçınılmaz olarak , organik de olsa birçok gübre ve ilaçlar kullandığı için , ekolojik ama sürdürülebilir tarım değil .

monokültür tarım , bir bahçede , bir tarlada tek tip tarımın yapılması , yalnızca tek çeşit bir ürünün ekilip biçilmesi . Bir kabak tarlası ya da bir kavun tarlası düşünün . Kabakları ya da kavunları çok seven bir böcek bu tarlayı keşfettiği zaman , ki , herşey kabak gibi ortada , keşfetmesi çok kolay , cennete düşmüş gibi oluyor , yiyor içiyor besleniyor , sağlıklı , ve büyük bir hızla üredikçe ürküyor , çoğalıyor , ve , bunları yoketmek neredeyse olanaksızlaşıyor . ilaç peşine düşüyorsun , sorup soruşturuyorsun , herkes bi ilaç öneriyor , bi sürü para veriyorsun , kullanıyorsun , bi kısmını öldürüyorsun , ilacı düzenli aralıklarla vermen gerekiyor , çünkü çok çabuk üremekteler .. ama bir kısmı bir türlü ölmüyor , bu ilaca bağışıklık kazanıyor ve çoğalıyorlar .. bu ilaçlara bağışıklık kazanmış , daha sağlıklı sağlam türler oluşmuş oluyor , bunları öldürmek için daha güçlü ilaçlar kullanman  gerekiyor .. derken , bu sebzeleri yiyen insanlar daha çok ilaçla yüklenmiş oluyorlar . ilaç , enerji kaybı , doğal kaynakların yanlış yere tüketilmesi , monokültür , enerji israfı . kullanılan her ilaç , adı üstünde ilaç , zararlı böcekleri ya da “yabani” otları öldürürken , toprakta bulunan bir sürü yararlı mikroorganizmaları da öldürüyor . mikroorganizmalar , topraktaki besinleri , bitkilerin kullanabilecekleri şekillere ayrıştırıyor , dönüştürüyor . bu mikroorganizmaların ölmesi , yokolması , toprağın verimsizleşmesine neden oluyor . verimsizleşen toprağa daha çok gübre kullanmamız gerekiyor . bir toprağın yapısı , her üç beş ya da bilmem kaç metrede değişebildiği için hangi gübreden ne kadar atmamız gerektiğini bilmek imkansız . yani imkansız ! onun için verdiğimiz her gübre , yani her kimya , hiç bi zaman bilemeyeceğimiz biçimlerde toprağın yapısını bozuyor  . toprağın sürekli bir şekilde yapısını bozan tarım biçimi , sürdürülebilir olamaz . monokültür , çok tehlikeli bir tarım yöntemi .

çiftçilere soruyorum , ne gübresi veriyorsun , diye , onbeş onbeş veriyorum , diyor . neden onbeş onbeş veriyorsun , diyorum . ben her sene onbeş onbeş veriyorum , diyor , yani varsayıyor ki toprağın yapısı her sene hep aynı , sanki her sene azottan fosfattan bilmem neyden hep aynı ölçüde ihtiyaç duyuyor toprak ! nasıl da saygısızlık ediyoruz toprağa .. permakültür’ün üç etiğinin birincisi , toprağı korumak , sevmek , saygı duymak , özen göstermek , korumak ..

toprağı sevmeden , saygı duymadan çiftçilik yapmak hainlik değil mi .. gelecek nesillerin toprağını yoketmek hainlik değil mi ..

orman , bütüncül bir sevgidir , aşktır . her ne pahasına olursa olsun sevmek ve korumaktır . toprakta , yani mesala kabakta bir böcek gördüm diye toprağa ilaç vermeyebilmektir , toprağa hiçbir zaman zarar vermemektir .

orman’da , monokültür , yani tekli tarım değil , polikültür , yani çok çeşitli tarım yapıldığı için , ki buna , tarım yapmak demiyorum ben , ormanı başlatıp doğanın ellerine bırakıyorum ve ben artık bişey yapmıyorum , adına tarım de , ne dersen de , ne ve nasıl yapıyorsa doğa , doğal sistem ve düzenine göre herşeyi kusursuz yapıyor . tek çeşit tohum ekmem , hep elime ne geçmişse çorba gibi karıştırıyorum bir sürü tohum çeşidini ve öyle ekiyorum . doğa , hangisini ne zaman nasıl çimlendirip nasıl büyüteceğine kendisi karar veriyor . herşey karmakarışık olduğu için , ormanda aklınıza gelebilecek her çeşit meyve sebze , meyveli meyvesiz her çeşit bitki , ağaç olduğu için , kabaklar kabak gibi ortada olmadığı için zararlı böcekler kabakları kolay kolay bulamıyorlar ve ormana zarar vermiyorlar bütün olarak . bir kabağı bulabiliyorlar ama çoğalıp öbür kabağa gitmeleri çok zor oluyor , ormanda öteki kabakları bulmaları çok zor . bir lahanada yeşil yeşil kocaman kurtlar gördüğüm zaman kurtları düşürmeden yaprakları kesip tavuklara götürüyorum , bedava besin , protein . ama bütün lahanalarımda aynı anda bir böcek salgını olmuyor . hiçbir ilaç adı da bilmiyorum , hiçbir zararlı böcek adı da bilmiyorum ..

en başından yanlış denir ya , monokültür , en başta bir yanlış . sonra ne yaparsan yap , sürdürülebilir değil , toprağı sürekli öldürüyorsun ..
orman , sürdürülebilir tarım .

tekli kültür , çoklu kültür , endüstriyel tarım , organik tarım , doğal tarım , hangi tarım yöntemi olursa olsun , yönteminin ne kadar sürdürülebilir olduğunu sürekli sorgulamalı ve sürdürülebilirliğe adım adım da olsa ulaşmanın sorumluluğunu hissetmelidir .

her tüketici , bir domatesi eline alıp yiyen herkes , sürdürülebilir yaşam sorumluluğu ile , o domatese bakıp , sen bana gelene kadar ne kadar yaşam enerjisi harcadın , toprağı suyu havayı ne kadar korudun ya da öldürdün , senin için dünyaya ödeyebileceğim bedeller nelerdir , diye sorgulamalıdır , ve , hakettiği kadar haz almalıdır .

***