.. sürdürülebilirlik ..

denizler , güneş kum , dağlar ovalar ormanlar , toprak su hava , altı yerin üstü yerin , herşeyin heryerin , doğa’nın bize cömertçe verdiği tüm kaynakların tadını çıkaralım , keyfimize bakalım , şımartalım kendimizi , vur patlasın çal oynasın yiyelim içelim , sonuna kadar tadını çıkaralım yaşamın .

ve tadını çıkarırken yaşamın , bunun farkına varalım , farkında olalım . kütür kütür yediğimiz bir elmanın , kıpkırmızı bir dilim karpuzun bir ucundan girip öbür ucuna içimize çektiğimiz hazzın , bir yağmur sonrası pırıl pırıl bir havanın , kavurucu bir yaz sıcağında ohh be dünya varmış dedirten bir bardak suyun , yediğimiz her lokmanın , her içeceğin , gördüğümüz dokunduğumuz her rengin güzelliğin tadın farkına varalım , hissedelim ..

şu koşuşturmacalı aceleci telaşeli dünyada dur , soluklan bir ve fakına var her anın . bir kitabın sayfalarını açtığında , bu sayfanın doğduğu bir ağacı ve bir ormanı gör . bir ağaç ve bir ormanı doğuran ve yaşatan bulutları gör göklerde , yağmuru , güneşi gör . yağmuru , suyu . suyun farkına var . bir adamı gör , kesmekte ağacı , sana sayfalar olsun sana bilgiler olsun diye ve fakat bunu , para kazanmak için yapıyor çünkü çocukları var ekmek bekleyen okul harçlığı cep telefonu parası . o adamın yaşam koşulları , çalışma koşulları var , bu adamın düşleri var . bir sayfanın sana gelmesi için , bir sayfanın bir milyon yıl sonra sana yine aynı şekilde gelmesi için bu adamı koru , suyu koru , toprağı koru , bulutları ve güneşi .

sürdürülebilirlik :
bir milyon yıl sonra yaşamın aynı hazlarını yaşamak için , bu hazların kaynaklarını koruyarak bir milyon yıl sonraya taşımak , yaşamı aynı hazlarda sürdürmek , yaşam kaynaklarını bir milyon yıl sonraya taşımak , sürdürülebilirlik .

önce yüreğimizi koymalıyız yaşamın sürdürülebilirliğine , bir sevda olmalı bu , ve yine önce aklımızı koymalıyız , yaşam kaynaklarımızı nasıl koruyacağımızın hesabını kitabını yapmaya .

her anı , her günü , her çabası , kavgası mücadelesi , tanımlanamaz karmakarışık her ilişkisiyle yaşamın sürdürülebilirliği , üç ana direğin ,

* ekonomik büyüme ,

* toplumsal gelişme , ve 

 * sürdürülebilir çevre’nin

aynı anda içiçe ve sağlıklı olarak büyümesi , birlikte evrimleşmesi .

bu üç direk , üç temel taşı , sürdürülebilirliğin vazgeçilmezleri . ekonomik büyüme olmasın , büyümeyelim , o zaman , sürdürülebilirlik sorunumuz da olmaz , diyenlerimiz var . ekonomik büyümenin ve büyümenin bir doğal içgüdü olduğuna inanıyorum , evrimleşme ( iyi ya da kötü evrimleşme , ki , doğada iyi kötü yok ) durursa , bu , evrenin de sonu demektir .

sürdürülebilir yaşam , ‘kusursuz orman’ felsefesi içinde , bu orman ekosisteminde hep birlikte evrimleşmek .

sürdürülebilirlik , ekonomi , toplum ve çevre alt sistemlerinin oluşturduğu en büyük sistem .
çevre değerlerini gözardı ederek , önemsemiyerek sağlanan toplumsal ve ekonomik büyüme , kısa zamanda , ekonomi , toplum ve çevrenin aynı anda çökmesine neden olur .
aynı şekilde , insanın , yani toplumun sağlıklı gelişmesi gözardı edildiğinde , ekonomi’nin tek başına sağlıklı büyümesi mümkün olamaz , toplumun taşıma gücü patlar ve tüm sistem çöker .

attığımız her adımda , yaptığımız her işte , yaşamın tadını çıkardığımız her anda , çevreye  ve sosyal yapıya etkimizin ne olduğunu , ne kaybedip ne kazandığımızı , ekonomik olarak etkilerini , getirisini götürüsünü tartmalı , farkında olmalıyız .

bencil yanımız , ben günümü gün ederim gönlümce , yarını , yarınkiler düşünsün , derken , dünyanın kaynakları gözlerimizin önünde kendi ellerimizle yıkımlarımızla büyük bir hızla azalmaktayken , doğanın güzelliklerini bir milyon yıl sonraki sevdiklerimizle paylaşma hazzını yaşama bilincimiz ve sorumluluğumuz , yıkıcı bencil hovarda yanımızla çelişki ve rekabet içinde .

dünyanın değerlerini ve “taşıma kapasitesi”ni ne kadar zorluyoruz . dünyanın bir taşıma kapasitesi , sınırları , limitleri var mı , yoksa bitimsiz mi tüm değerler ve kaynaklar .. dünyanın bir dayanma gücü var ve bir yerleri kırıldığı , bozulduğu zaman süremiyor , sınırsız haz aldığımız yaşamı sürdüremiyor olacağız .

sürdürülebilir tarım .
yaşamın bir çok alanında doğayla ilişkimiz çok yoğun .  yaşama kavgası , hayatta kalabilme , neslimizi sürdürme içgüdümüz ve kavgamız , bunun için besin ihtiyacı , yani gıda üretimi , yani tarım , doğa ile etkileşimi çok geniş , çok büyük . yani toprak . yani , toprağın yapısının ve besin değerinin bir milyon yıl sonra aynı olacak şekilde korunması , hatta daha da iyileştirilmesi , yani toprağın , bir milyon yıl sonra aynı lezzette karpuzlar veriyor olması , yani Sürdürülebilir Tarım .

sürdürülebilirlik , yaşam demek ,  “toprak” demek . önce toprak ! toprak yoksa yaşam yok ! önce sürdürülebilir toprak , önce sürdürülebilir tarım ! herşey , sürdürülebilir tarımın peşinden geliyor ..

sürdürülebilir turizm .
canımız gezmek ister . kalkıp yerinden , öteki odaya gitmek , komşuya gitmek bile bir değişiklik oluyor . şu dağın arkasında neler var , şu denizlerin ötesinde kimler var bilmek , görmek , oraların yaşamlarını tatlarını paylaşmak istiyoruz . arabalara uçaklara atlayıp gidiyoruz . gittiğimiz yerlere yalnızca misafirliğe gitmiş gibi nereden nasıl geldiğini , çevreye , sosyal yapıya , ekonomiye aldısının verdisinin ne olduğunu düşünmeden yer içer keyfini çıkarıp dönüp gelirsek , bir milyon yıl sonra aynı yere gittiğimiz zaman keyif çıkaracak ortamlar yerinde olmıyacaktır . bir milyon yıl sonra gidip gezdiğimiz yerlerde aynı hazları alabilmek için , sorumlu bir misafir gibi korumaya , Sürdürülebilir Turizm , diyoruz ..

yaşamın sürdürülebilirliği adına , ben iki ana konuda bişeyler paylaşacağım şimdilik , Sürdürülebilir Tarım ve Turizm , ki , elbette , yaşamın sonsuz sayıda daha başka her alanında sürdürülebilirliğini yaşam felsefemizin bir parçası edinmeliyiz . yaşamın her bir alanı , diğer tüm alanlarla iç  içe , karmakarışık gizemli ilişkiler etkileşimler çelişkiler içinde , bütünsel olarak bu , Sürdürülebilir Yaşam .