kendi kişisel iç ekosistemimizden başlayarak ,
doğa ve insan ilişkileriyle örülen ekosistemlerimizin sürdürülebilir tasarımlarıyla ,
her canlının daha iyi hissederek yaşadığı dünyalar , ormanlar yaratmak ..

sürdürülebilir yaşam / perde 1 : sürdürülemez / önsöz

bir zamanlar önce , başıma bi taşlar düştü . herkesin başına irili ufaklı bi taşlar düşmeli , ki , yaşamı daha iyi anlıyabilesin . evren seni taşlar düşecek kayalıklara çağırmışsa , sen istesen de istemesen de , kenar yaşamların taşlı yollarına düşmüşsündür .

başına taş düşmeli . hızlı düşmeli . hızlı düşmezse kaçıp kurtulabilirsin . evren , o taşları oraya bir bir dizer , hazırlar yavaş yavaş . gizemli bir oyundur .

başıma bi taşlar düştü . gerçekti düştü , başıma taşlar düştü . düşümde , kentsel yaşamın tüm gemilerini yakarak ormanlık bir köye geldim . gemileri yakmazsan , her an geri dönebilme seçeneği duygusu ve kolaycılığı ile yeni yerine , yeni hedeflerine sarılamazsın .

bayılmışım . hafıza kaybı . geçmiş yok . yeni bir yaşama doğuş .

sabahların dinginliğini önüne katmış serin dağ rüzgarlarının yüzümü yalamasıyla ayıldığımda kendimi , dört bi tarafı çam ormanlarıyla çevrili , bomboş , verimsiz , çorak bir tarlanın ortasında buldum .
başımda acılar , uzanıp yatmışım boylu boyunca toprağa , gökyüzü avuçlarımın içinde , gülümser güneş .

kentsel yaşamın karmakarışıklığını ve tüm inançları soyunup bomboş çorak bir tarlanın ortasına dikilip , yeni bir hayat başlatıp , sürdürülebilinir mi ? sıfırdan .

soru bu .

hiçbişeysiz , aşağı yukarı sıfırdan başlayıp bir yaşam yaratmak ve sürdürmek .

yanan bir orman , bir süre sonra , yüz yıllar bin yıllar sonra , yeniden doğal olarak oluşur , uzunca bir süre alır , ama oluşur . yaşam , dönüşümdür . küllerden , yeni yaşamlar oluşur .

ormanı yakılıp yıkılmış ve erozyona uğramış bir tarlanın ortasında . aşağı yukarı hiçbişeysiz .
ve , tek başına .

ve fakat , biraz permakültür ve doğal tarım bilgi kırıntıcıkları , cebimde kalan , tohum tohum ekilmeye .

canlılar , yaşamın sürdürülebilirliği için önce yiyecek , barınak , ve güvenlik ister .

masalı çok uzatmıyalım , soğuk ve yağmurdan kurtaran bir barınak oldu .

yiyecek . gıda . asıl mesele bu . gıdayı üretmek . tarım .

permakültür tasarımı , çok yıllık bitkilerle başlar . çok yıllık bitkiler , uzun emekler demek . ağaçlar dikilmeye başlanıldı azar azar her yıl . meyvesi olan olmıyan değişik ağaçlar .

sonra sebzeler . yükseltilmiş yataklarda sebzeler yetişti . köylüler inanmadılar en başta , ilaçsız gübresiz imkansız yetişmez , dediler . sonra , hep birlikte gördük , yetiştiğini .

üç beş yüz metrekarelik küçük bir alanda bir kişi , birkaç aileye yıl boyu yetecek kadar sebze yetiştirebilir . yetiştirebildim . doğal tarım , hiç bi şey yapma tarımı ya , herkesin yetiştirebileceğini de gördüm . kolay . çok kolay .

gazeteci , fukuoka’ya sormuş , peki , demiş , bir ülkede böyle küçük bir alanda sebze yetiştiren insanlar ne kadar olmalı , nüfüsun yüzde kaçı böyle yaşamalı ? hepsi ! demiş , fukuoka .

gerçi başka ayak takanlar da var ama , sürdürülebilir yaşam , başlıca üç ayak üstünde yürür :

bir : ekonomik büyüme ,
iki : sosyal ve kültürel gelişme , ve
üç : çevrenin korunması .

bir sürdürülebilir yaşam felsefesi olan permakültürün üç etiğini de hatırlıyalım :

bir : dünyanın gözetilmesi ,
iki : insanın gözetilmesi , ve
üç : bir artı değer yaratılması ve yaratılan artı değerin ilk iki etik arasında adil paylaşımı .

yaşamın sürdürülebilirliğini , felsefesiyle birlikte bir zamanlar süresince deneyimledim .

bir : kendi ihtiyacımdan daha fazla artı değer yaratıp ekonomik büyümeyi sağladım .

iki : sosyal ve kültürel gelişmeyi doğa ekosisteminde sağladım . insan ekosisteminde sınıfta kaldım .

üç : toprağı sürmüyoruz , toprağın kendi kendini zenginleştirmesini , verimliliğini kendi kendine büyütmesini ve sürdürmesini sağladık . ilaç gübre yok , ot mücadelesi yok , bi sürü mikro ve makro organizmalara yaşam alanları , sürdürülebilir bir çevre yarattık :: çevreyi koruduk .

bill mollison’un sözlerini olduğu gibi aktaralım : “The greatest change we need to make is from consumption to production , even if on a small scale , in our own gardens . If only 10% of us do this , there is enough for everyone . Hence the futility of revolutionaries who have no gardens , who depend on the very system they attack , and who produce words and bullets , not food and shelter.”

yapmamız gereken en büyük değişiklik , tüketimden üretime geçmek , diyor , küçücük ölçeklerde bile olsa , kendi bahçelerimizde bile olsa .. Eğer , yalnızca yüzde 10’umuz bile yapsak bunu , herkese yeterli olabilir .. dolayısıyla , gıda ve barınak üretmek yerine söz ve kurşun üreten , saldırdıkları sisteme bağlı olan , bir bahçeleri bile olmıyan devrimcilerin beyhudeliği , yararsızlığı ..

üretmek .

işin özü üretmek .

televizyonlarda sağlıklı yaşam üstüne bi sürü programlar . sağlıklı beslenmek . ah nerde o eski tatlar , sağlıklı , doğal , organik , ekolojik , ilaçsız gübresiz gıdalar ..

sağlıklı sebzeler meyveler … güzel , bi çok insan tüm bunların farkına vardı , bilincinde diyelim . peki kim üretecek bu sağlıklı gıdaları ?

en büyük soru bu işte .

kim üretecek ?

çiftçiler , köylüler mi üretecek ? çoğu köylü , çiftçi , ilaçsız gübresiz üretmenin imkansızlığını savunuyor , ilaçsız gübresiz üretilemiyeceğine inanıyor , çünki hayatı boyunca ilaçsız gübresiz üretildiğini hiç görmemiş . ilaç gübre kullanmıyan köylü çiftçi , ben , görmedim ..

köylü çiftçilerin sertifikalı organik üretim yapmaları pek mümkün değil . organik üretim , biraz bilgi sahibi , entel , endüstriyel üretim yapan kişilerin işi . bir köylü çiftçinin , organik üretimin sertifika işlemlerini anlaması , takip etmesi ve yılda bilmem ne kadar parayı sertifika kurumuna ödemesi pek mümkün değil . organik üretim , genel üretimin yüzde biri bile değil .

organik üretim , genel üretimin yüzde biri bile değilse , doğal tarım yöntemlerine göre üretim , milyonda bir bile değildir . doğal tarım yöntemlerine göre üretim yalnızca güvene dayandığı ve sertifikalanmadığı için , bilmem yüzde kaç diye bi bilgi de yok .

permakültür ve doğal tarım yöntemleriyle üretim yapanlar çoğunlukla , biraz mürekkep yalamış , “entel” kişiler . bilgili kişiler . permakültürü , doğal tarımı okumuş kişiler . genellikle , yalnızca kendi yerlerinde üretim yapan kişiler . doğal tarımı yaygınlaştırmak için entel kişilerin sayısı mı artmalı , yoksa bu üretim yöntemini köylüler arasında mı yaygınlaştırmalı . bununla birlikte , uygulamacı , üretici permakültürcülerin düne göre oldukça yaygınlaşmakta olması bi umut .

bu umut , bill mollison’un özlediği yüzde onlara çıkar mı , ne zaman çıkar ..

kulağa çok hoş ve romantik gelen permakültür ve doğal tarım çemberinin etrafında dolaşan gençler var , umut . ama bu çemberin içine girmek kolay değil . zor .

zor . elini toprağa sokacaksın , ve elin toprağın içinde kalacak , hep toprakla olacaksın ve toprağın içinde permakültürün ve doğal tarımın felsefesiyle , yaşamın sürdürülebilirliği felsefesiyle bütünleşeceksin . yeşil terler dökeceksin . yazın çok sıcaklarında , kışın çok soğuklarında ekosistemin içinde olacaksın .

eğer gemileri yakıp da gelmemişsen toprağa , zorluklar karşına çıkınca her an kaçabilirsin .

permakültür ve doğal tarım uygulamalarımızla yarattığımız gıda ormanı modelini bir köylü arkadaşımız benimsedi ve uyguladı . 2.000 m2 kadar tarlasında şimdiye kadar yılda 1.000 TL kazanırken , şimdi gıda ormanında daha az emekle 5.000 TL kazandı . örnek çiftçi oldu . kaymakam ziyaretine geldi . gazete , dergilerde çıktı .

yani , permakültür köylerde , köylü çiftçilerde yaygınlaşmalı , ki , köyden kente kaçış dursun asıl . tüketici toplumdan üretici topluma geçelim azıcık ..

gelgelelim , köyde aynı uygulamayı yapacak ikinci bir köylü çiftçi bulamıyoruz . yani , öncelikle , insan bulamıyoruz .

köyde , tarım yapacak insan kalmamış ..

zaman zaman işler yoğunlaştıkça köyden çalışacak arkadaşlar arıyoruz . bulamıyoruz .
muhtara , köyde çalışacak genç arkadaşlar varsa gelsinler , istedikleri maaşı da kendileri belirlesinler , dedim . sordum . köyde , 20 – 30 yaş arasında kaç genç var ? uzun uzun düşündü muhtar , parmaklarıyla saydı , bi elin parmaklarını geçemedi .

köyde insan kalmamış . gençlerin hepiciği şehire göçmüş . tatillerde köye geldiklerinde konuşuyoruz . istediğin maaşı vereyim , diyorum . gelmiyor . otellerde , barlarda , restoranlarda , alışveriş merkezlerinde çalışıyorlar . klimanın altında çalışıyorlar . turizm . turist kızlar ve yaz aşkları . köylü bir genç için yaşamın tam anlamı .

hem , gelsek ne olacak köye , köyde yaşarsak evlenecek kız bulamayız , diyorlar . tüm kızlar şehir istiyor . kalorifer , klima , buzdolabı , çamaşır makinesi , ev , araba istiyor .

parfüm kokusu .

çocuklarımız köyde kalmak istemiyor , şehire koşuyorlar , gençleri , kentlerin parfüm kokusu çekiyor , diyor köyde kalabilenler .

yaşamın tüm anlamı , parfüm kokusu .

hemen hemen her köyde kadın barları var . gazino , diyorlar . sen bi bira içersen 5 lira , yanına gelen kadına ısmarladığın bira 50 lira . bu kadın ter kokmuyor . buram buram parfüm . bu 50 liraya yalnızca kadının parfümünü kokluyorsun , başka bi şey yok . bu toplumsal çelişkilerin farkında olan kaymakam , konuştuğu köylülere , karılarınıza güzel fistanlar alın , demiş .

şimdi , bu sağlıklı sebze meyveleri kim üretecek ?

ben , köyde , tarlada , sürdürülebilir tarım , sürdürülebilir yaşam deneyimimin birinci perdesini tamamladım . sürdürülebilir yaşamın sürdürülemezliğine karar verdim .

doğanın kusursuzluğunda yaşamın sürdürülemezliğini bile sürdürülebilirlik olarak görüp , bununla birlikte , yaşamın sürdürülebilir olmasının mümkün olmadığına karar verdim .

çünki , canlılara doğru ve kolay seçenekleri sunulduğunda , çoğu zaman ‘kolay’ı seçeriz . pozitif ve negatif seçeneklerinde negatifi seçeriz .

sürdürülebilir yaşamın üç ayağını daha yalın bir dil ile yeniden tanımlıyalım :

bir : her ne işi yapıyorsan , sonucunda para kazan , ekonomin büyüsün
iki : parfüm kokuları içinde bir sosyal yaşamın olsun
üç : yaptığın işin sonucunda çevre bozulmasın .

bu üç ayağı aynı anda dengeleyemezsen , sürdürülebilir yaşam , yamuk yumuk , çarpık , eksik yürüyor .

birinci perdenin sonucu :: sürdürülebilir yaşam sürdürülemez . ikinci , üçüncü perdeleri oynamaya devam edeceğim , çünki kentteki tüm gemiler yandı , çünki kendime başka seçenek bırakmadım en başta .

dağların insan yalnızlığında , ve fakat ormanların zengin biyoçeşitliliğinde , daha çok kekik , adaçayı , lavanta , melisa kokuları ekmeye devam edeceğim .