image

allısı morlusu kırmızısı karası yeşili , bi ağacın dalı öylesine zengin renklerle bezenir ki , bu renklerden ne değişik ve zengin tatlar yaratılır .. doğa .. her tek zeytini toplarken , doğa’nın zenginliğini ve cömertliğini duyarım parmak uçlarımda .

zeytin , dalından koparıldığı gibi yenilebilir bir meyve değil . acı .

tatlandırmak gerekiyor . dinlenmesi , acısını dışa vurması , yağmurlardan rüzgarlardan güneşlerden aldığı aşırı hazları ya da sıkıntıları süzgeçlerden geçirip dengesini bulması gerekiyor .

benim şehir çocuklarım sorarlar bazen , yeşil zeytin nasıl ağaçta , kara zeytin nasıl ağaçta yetişiyor , diye . haklıdırlar , görmemiştirler daha önce zeytin ağacını , farkında olmadan yenilmiştir sofralarda , bir o yana bir bu yana bakmıştır zeytin , ha şimdi farkedecekler beni ,  nereden nasıl geldiğimi konuşacaklar , diye . canlılar beğenilmek isterler , övgüden hoşlanırlar . ne kadar güzelmiş bu zeytin , desen , yerken , ağzı kulaklarına varır zeytinin . yakaladığı fareyi önünüze getirir bir kedi , aferin , demenizi bekler . anne ya da baba yemeği pişirip gelip tabaklarınıza servis yaptıktan sonra , susar , bekler , yemek çok güzel olmuş anne , baba , demenizi bekler ama herkes , yemeği yalnızca karına doldurulacak birşey olarak gördüğü için , ve konuşacak başka çok şeyler olduğu için ya da susulduğu için , araya girip sorar anne ya da baba , yemeği yapan kişi , nasıl olmuş , der , ve devam eder , işte şöyle yaptım da böyle yaptım da .. farkındalık , yaşamın sürdürülebilirliği ..

yeşil zeytin de allı morlu kızıllı da karası da aynı ağaçta yetişir .

yemyeşildir ilkin . sonra , içine usul usul çektiği akdeniz güneşlerinin ateşini yavaş yavaş dışa vurmaya başlar , burnu , yanakları , sen neresini nasıl görüyorsan , allanmaya başlar . sonra , olgunluğun heybetiyle kapkara kesilir her yanı .

olgunluk , karmaşık bir olay . benim en küçük köpek , Karagöz , biraz aktif , hani , hiperaktif demek istemiyorum , yanlış anlaşılıyor , hemen , bi doktora , bi psikiyatriste göster , diyorlar . benim köpeğimin doktorluk hiçbişeyi yok , ben onun canlılığını , kabına sığamayışını , sıradışılığını seviyorum .

Fındık , öteki köpeğim çok uysal , çok olgun . onu da , aşırı olgun diye mi götüreyim doktora .. bu kadar vergilerimiz , devletin doktor yetiştirmek için bu kadar masrafları .. böyle abuk subuk şeylerle doktorları rahatsız etmemeli . biçok şeyi doğa’ya sor ve dinle , o bilir ..

sen neyle beslenmişsen o’sundur . aldığın gıdalar , kültür , din , aile , okul , çevre , güneş , toprak .. ne kadar sıkıntı çekersen o kadar olgunlaşırsın . bir aile aynı aile , bir okul aynı okul , kültür aynı kültür ,  din aynı din , ağaç aynı ağaç , toprak aynı toprak değildir . çünkü her bir bireyin aldığı alabildiği algıladığı , beslenişi farklıdır . bir aile aynı aile değildir aile bireyleri için , baba bi telden çalar anne başka telden oynar , çocukların hangi telden dünyadan çaldıklarını kimse bilemez , çocuk bi anneye bakar bi babaya bakar , …… git bu ne biçim hayat be , der , bi ömür boyu anlamaz yaşamı . okul aynı okul değildir , her öğrenci her öğretmenden aynı derecede ve aynı şeyleri almaz . aynı dinin içinde birçok yorumlar tarikatlar yollar olabilir . toprak aynı toprak değildir , her bir adım ötede toprağın yapısı , besin bileşenleri çok farklı olabilir , öyle ki , her ağacın her dalı aynı değildir . onun için aynı ailede , okulda , dinde , kültürde , toprakta , ağaçta , her bir birey aynı olgunlukta değildir . gözünü sevdiğimin biyolojik çeşitliliği , doğa’nın ve orman’ın kusursuz güzelliği ..

yani , her zeytin aynı olgunlukta değildir , aynı ölçüde besinleri ve güneşi ve rüzgarları yağmurları almamışlardır , onun için , değişik zamanlarda olgunlaşırlar , kararırlar .

bakar bakarsın da , dünyaya ne kadar erken gelmişiz , der , hayıflanırsın . doğru zaman ne zamandır ? bin yıl önce mi bin yıl sonra mı ? hayatta biçok şeyi yapmak için çok geç olduğunu farkedersin , artık yeteri kadar enerji alamamaktasındır güneşten , erken düşer kırışıklar yüzüne .

bazı zeytinler hiç olgunlaşamazlar , hiç kararamazlar , yeşildirler , allı yeşillidirler ve fakat aralık ayının soğukları gelmiştir , güneş o kadar cömert değildir artık , rüzgarlar delicedirler , ve yeşil yeşil buruşur gidersin ..

az olgunluk , çok olgunluk . hepsinin tadı başka güzel .

zeytin , aralık ayında , aynı dalda , allı morlu karalı …

***